03 Mart 2008 Pazartesi

Xasiork E - Dergi Bahar Sayısı Çıktı!


Xasiork Dergi'nin İlkbahar sayısı yayında! Üç ayda bir yayınlanacak olan Xasiork Dergi; polisiye, korku, bilimkurgu ve fantastik kurgu türlerindeki yazılarla öykülere yer verecek ve hem yüz sayfayı aşkın geniş içeriğiyle hem de kaliteli tasarımıyla göz dolduracak. Yirmiden fazla kişinin ilk sayısına katkıda bulunduğu Xasiork Dergi, elektronik dergi anlayışında da yeni bir sayfa açmak amacında. “…Ve işte Xasiork kutsal bir yılan gibi deri değiştiriyor, yeni nesillere bayrak teslim ederek yeni efsaneler üretmeye devam ediyor. Bu bir devir teslim töreni. Amacımız geçmişi övmek değil, yeniyi kutsamak ve vaftiz etmek. Xasiork Dergi bu ‘Ölümsüz Öykü Kulübü’nden çıkan kitaplı yazarlara yenilerini ekleyerek anıtı yüceltecek.” – Orkun Uçar

10 Şubat 2008 Pazar

Hayalsaati'nde Hayalet Aşk Yazısı


http://www.hayalsaati.com Hayalet Aşk ve yazarlık serüvenim üzerine bir yazı yayımlandı.

Yazıyı okumak için tıklayın...

08 Temmuz 2007 Pazar

Hayalet Aşk Çıktı!..


Xasiork 2006 Roman Yarışması'nda birinci olan romanım Hayalet Aşk 24 Eylül'de çıktı. Hayalet Aşk, ölü bir çocuğun yaşayan bir kıza olan aşkını anlatıyor ve aşka ölümün penceresinden bakıyor. Bir gencin hüzünlü ve aynı zamanda sevimli öyküsünü sunuyor sizlere...

Kitaptan kısa kısa:

“İşte uzaklardayken bile tüm varlığını hissedebildiğim şey bu,” dedi Derviş. “Tüm kuralları alt üst eden, düzeni yıkan şey. Ölüme meydan okuyan şey. Önüne geleni ateşinde yakıp kavuran, dimağları dumura uğratan şey. İnsanın var ettiği ama hışmında ezilmekten kurtulamadığı şey o. Bu öyle bir dert, öyle bir mutluluk, öyle bir hüzün ki, ömürler kafi değil onu idrak etmeye. Öyle güçlü, öyle ezici ki, kayalar kum taneleri gibi onun gölgesinde. İşte bu meydan okunması güç şey şu anda üzerinde buram buram kokan. Bu şeyin adı aşk…”

* * *

Pek tabii normal bir durumdu ama Mert kendini o kadar başka şeylere hazırlamıştı ki, aslında neyi beklediğini bile bilmiyordu. Belki de kendisine yaklaşan, kara saçları deniz gibi dalgalanırken, evin en güzel duvar kağıtlarıyla süslenmiş ahşap duvarlarını belli belirsiz bir tebessümle süzen, küçük adımlarla koridoru arşınlayan bu kız, Mert’in tüm beklentisiydi. Belki de Mert’in evde yapayalnızken kurduğu hayaller onun üzerineydi veya zaten hayalleri oydu. Mert onu beklemiş, onu hayal etmişti kim bilir… Sıcak gülümsemesinin açıkta bıraktığı düzgün, beyaz dişleri, çıkık elmacık kemikleri üzerinde toparlanmış, gamzeli yanakları, kalın kirpikleri arasında parıldayan kara gözleriyle, yeni parkelerle döşenmiş salonda su gibi akarak ilerleyen bu kız eğer hayaller ve beklentilerse, hayaller ve beklentiler her şeydi…

* * *

Sonra ölümü düştü aklına. Gülücüğü soldu. Cesedinin başında döktüğü gözyaşları, yaşlı adamın konuşmaları, konuştukça yüzündeki kırışıklıkların şekilden şekle girişi, yalnızlığı, çaresizliği, özlemi, hayalleri, hayalini kurup da elde edemedikleri, hiçbir zaman elde edemeyecekleri, kirli dünyasının arınmaya başlaması, canlılıkla hareketlenen haftalar, değişim, beklentiler, karşılaşılanlar, kararsızlıklar, oyunlar, ihtimaller, hayal kırıklıkları aynı canlılıklarıyla yeniden rüzgârlar estirdi içinde, soğuk bir ürpertiyle titredi çocuk. Ve düşünceler aşka çarpıp yerle bir oldular. Aşkın azametine yenildiler. Bilinmeyen, bilinmeyecek olan aşkının… Hayalet aşkının…
Yayınevi:
Kitabı satın almak için: